Bir yol vardı. Gidilecekti ki gidildi de daha önce. Daha önce olmuş tekrar da olacaktı. Hakkında ne hissedileceği bilinmeyen bir kaç tane küçük görüntü. Sıkıştırılmış, özüne indirilmiş ve yalnızca orada öylece durması için saklanmış. Bir kez daha olacaktı bütün bunlar. Sonra bir kez daha ve son bir kez daha belki ve sonra bir kez daha.
4 kez arka arkaya vurdu saatler ve 4 kez koştum dünyanın etrafında. Ama tam etrafında değil. Tek bir nokta çevresinde deliler gibi koştum. Dünya küçük, nokta daha küçük ama çok yoruldum yine de.
Apaçıktı gözler ve bir saniye bile kaçırmadılar. Kaçıracak güçleri yoktu. Yorgunluklarımdan tevazu gösterecek halim de yok üstelik. Çok keyifliydi fekat. Bir hayli de yeni ve bir miktar baki. Yeni bir ömür kadar orada öylece duracakmış gibi, diğer her şeyin yaşına kıyaslayınca bir andan bile daha acınası ve bir o kadar büyük ve önemli. Çok önemli.
Kıyaslardan sıyrılamayacak kadar gerçek bir şeyi hayal edebilmek güç. Havada asılı durmayan bir şeyin hayal olabilmesi pek olası değil. Gerçek olması ise hiç olası değil. O yüzden koştum. 4 kez koştum dünyanın çevresinde. Bazen güneşe döndüm o zaman gördünüz beni. Bazen de Dark Side of the Pathetically Weak, Self Proclaimed Genius.
Duramazsın. Böyle bir zamanda duramazsın. Durunca her şey gitmeyecek çünkü. İşte bu yüzden böyle bir zamanda asla ama asla edilgen olamazsın. Tek iyi hissettirecek şey koşmaktır. Onu da her zaman yapamazsın.
Zaman zaman yürüdüm o yüzden. Yetmedi. Gözlerim beynime yetmedi. Kulaklarımsa hep benden bağımsızdılar zaten. Arada bir de dokundum, o da hak ettiğinden fazla hürmet gördü.
Bilemedim kim olduğumu. O yüzden başkası olmak çok kolay oldu. Üstüme oturmayan her şeyi başkası addettim. Çok kolaydı. İçimdeki ses ben değilim belki. O yüzden hep kendimi inkar ettim. Çok hoşuma gitti. Başkası için yaşamak çok hoşuma gitti. Özellikle de bunu yapmaması gerekecek kadar önemli bir insan olduğumu düşündüğüm için.
Önemliydim ve başkasınındım. Kendimin değil. Bunu yapabilmiştim. Taşınamayacak kadar büyük olduğuma lanet ettim. Küçülemeyecek kadar çocuk olduğumu anladım. Taşıyamayacak kadar gerçek olduğunu anladım. Olmadı. İşte bu hiç olmadı.
4 kez vurdu beynime gerçekler. 4ü de acıttı. Ama ben kendimi acındırmadım. Belki de acındırdım yanlışlıkla. İsteyerek olmadı. Acınamayacak kadar önemli olduğuma inandım. Vazgeçilemeyecek kadar önemli değildim. İşte bu çok acıttı.
Bir yol vardı. Yine var o yol. Yine olacak ve belki bir kez daha. O yolun dönüşü de olacak belki ve belki gideceğim tekrar ve bir kez daha sonra bir kez daha. Korunmuş, yüceltilmiş bir kaç anı üzerinden bir masal yarattım şimdi. Geceleri kendime okuyorum. En azından uyutuyor. Belki seni de ağlatmadan uyuturdu. Bilmiyorum. Bilmek istediğimdense hiç emin değilim. Seçme şansım olsa emin olmaya çalışırdım.
Apaçık şimdi gözlerim. Tek bir saniyeyi bile kaçırmaktan ölesiye korkuyorlar. Kırgınlıklarımdan tevazu gösteremeyecek kadar gurur saklıyorum bir yerlerde. Baş edilmeyi bekliyorum. Başka biri baş edecek kadar cesur olursa çok acıtacak. Bunu biliyorum.
..
YanıtlaSilBunu yapabilmiştim. Taşınamayacak kadar büyük olduğuma lanet ettim. Küçülemeyecek kadar çocuk olduğumu anladım. Taşıyamayacak kadar gerçek olduğunu anladım. Olmadı. ...ço kıskandım şuan şunu yazabilmiş olmanı bre