Ben bir şehirde büyüdüm. Çok acayipti. Gidilmemesi gereken yerleri vardı ve ben başka yerler buldum ki hiç gidilmemişlerdi. Benim bir sürü arkadaşım vardı. Çok vardılar, bazıları var hala ve hep olacaklar ama yoklar ki artık...
Çirkinde güzel bulmak, her yere yürüyerek gitmek (ki güzel ara sokakları ve kısayolları bulmak) bir de oralı olmayan insanların şaşkınlıkları vardı. Kendini bilmeyenleri bulup bulup ayıklayıp, her hafta aynı yerde saatler geçirdim. Sonra başka bir yerde başka saatler, aynı geçen hafta olduğu gibi. Sevgilim, kapana kısılmış ve bastırılmış Ankara'dan gidecek insanlar.
Olduğumda, olacağımda izler taşıyacak benden hesap sormayan adamlar ve kadınlar ve bir de kafe sahipleri. Şimdi ihtimal dışı ya, o yüzden birazcık hüzünlü olmamışlar. Ama neler oldu yahu. Neler bıraktım nelerin yerlerine ve birazcık da soğuktu havalar ki atkılarımı hep annem ördü o yüzden.
Uğrak adam oldum. Birazcık da giden, çünkü Ankara'dan kaçılacak bir yer hep vardır. Bir de kurtardıklarım ve asla kendini bilemeyecek insanlar. Babalarının başka bir kadından olan çocuklarının ablaları. Bir de İtalyanlar. Aldatanlar ve onların Korelileri. Yalan söyleyenler ve biseksüeller. Kafası karışmışlık ayini. Ankara fena bir yer. Turistik gezi için falan hiç gidilmez. N'apıcan Anıtkabir, Atakule... eee.
Hepsini bulacağım. Bir bir... Yerine koyacağım...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder