Acele ediyorum, çünkü bir nedenim var. Son derece alışılagelmiş bir şeye, daha az toleransım var belki bir çok kişiden. Hiç insancıl bir şey değil bu ama o kadar uzun zamandır bunun içinde kapalı kaldık ki, oradan çıkabildiğimiz her küçük an için ayrı tragedyalar yazıyoruz.
Daha önce bir çok yazıda (eski blogda), "Özgürlüğün ne kadar da yanlış anlaşılmış bir kavram" olduğundan bahsetmiştim. Benim anladığım şeyi hiç anlatmadım. Şimdi daha iyi anladığımı düşünüyorum kendi tanımımı o yüzden kısaca anlatacağım.
Birinin karşısında kendinizi korunmasız hissedebiliyorsanız ve bununla ilgili bir probleminiz yoksa, en boktan şeyi biliyorsa hakkınızdaki ve bununla ilgili bir problemi yoksa, kesinlikle kişisel yargılardan uzak olmadan yine de değiştirilmeye çalışılmıyorsanız, bunu size verebilecek insandan başka hiç bir şeye bağımlı olmayabiliyorsunuz. Kendiniz olmakta hiç bir sıkıntı yok artık o zaman ve doğal olarak "özgür"sünüz.
Bu kolay bulunan bir şey değil takdir edersiniz ki, yaşadığınız her ilişki (temelde bahsettiğim şey birbirine aşık iki insan ama ebeveyn-çocuk hatta iki arkadaş bile olabilir bu, hangisini seviyorsanız) böyle olmuyor tabi. Özgür olmak için ilk önce kişisel bir takım sınırlardan vaz geçmek gerekiyor. Bunu yapıp da karşılığını almamak yıkıcı bir durum. O yüzden herkes korkuyor. Kimse kimseye kendini tamamen anlatmıyor. En azından temkinli davranıp kendini küçük dozlar haline zerk ediyor.
Ben bu konuda bir parça "full frontal" ım. Bu tür ayrıcalıkları bir insana vermek için çok fazla bir şey aramıyorum. Yine de prematüre bir ilişkiye devasa sorumluluklar yüklüyorum ve evet bunun sonuçları oluyor.
Ben bu sonuçlarla yaşayabiliyorum. Tıpkı bir çok insanın "özgürlüklerini" ağırdan satmayı kabul etmeleri (alışılagelmiş diye bahsettiğim şey bu) gibi ben de "beni gerçekten tanıyan tek insan" ı hayatım boyunca bir daha göremeyebileceğim ihtimaliyle yaşamayı öğrendim.
Kapalı bir kutu değilim yani, çünkü bir an evvel bulmak istiyorum o yükün altından kalkabilecek insanı. Ve evet bütün bir yükün altından bir anda kalkmasını bekliyorum. Ben de aynı şeyi vaad ediyorum hatta. Bu da yaşadığım her şeyi daha "şiirsel" kılıyor bir yandan. heh heh
Benim bavulum budur ve biraz büyüktür; Ama çok pratik yaptım, çok da iyi bavul taşırım. Bu yüzden eğer cesaretiniz varsa "Bring it on!", çünkü benim hiç zamanım yok.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder