Bir şekilde karşımızda durulsun istiyoruz. Kendimiz hakkında bildiğimiz şeyler son derece muallak çünkü. Birinin gelip acımasızca bize saldırması gerekiyor. Ufak çaplı bir doğal seleksiyon gibi bir süreçten bahsediyorum.
Başkalarının yargılarından kurtulmak için kendimizi kıya sıya yargılıyoruz, kendimizi anlamaya çalışıyoruz. Ama bir şeyler eksik kalıyor. İzin verdiğimiz birinin karşımıza geçmesi gerek. Bunu hakedecek birinin. Değecek birinin.
Basitçe ikili bir insan ilişkisinden bahsediyorum. Kimde bulduğunuz önemli değil, bulduğunuz insana ne diye hitap ettiğinizin de bir önemi yok. Bu işlem karşılıklı uygulandığı sürece karşındakinin yaşı, adı, cinsiyeti önemli değil. Tabi ki aynı zamanda bu insana aşık olabilmek güzel bir şey ama elzem değil.
Sizde bilinecek ne varsa bilmeyi hakeden biri olmalı bu. Siz kendiniz söyleseniz bile her şeyi, siz söylemeseydiniz o zaten çekip çıkaracaktı diye düşünebileceğiniz biri. En çirkin şeyleri bile bilmek isteyecek biri, en iğrenç detaylarını bile öğrenmek için savaşacağınız biri. Birbirinizi daha iyi insanlar yapmak için orada olduğunuz biri.
Zor bir şey bu. Bunu kaldırmak da zor elbet ama birine bunu yapmak çok daha zor. Bunu yapacak yüzü bulmak. Ne söylediğinin ve ne amaçla söylediğinin önemi olmadan, ilişkiyi bozma tedirginliği taşımadan, kendini emniyette hissederek... Birine bu kadar güvenebilmek zor.
Bu saygı duyulası bir şey. Bu güven... O insan saygı duyulası biri. Öyle olmalı.
"Bakma bana
Bakma bana
Yüzüm yalan dolu
Yüzün gördü bunu"
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder